DÜNYEVİN BAŞLANGIÇ MANİFESTOSU
- GİRİŞ:
Türkiye; tarihi geçmişiyle, coğrafik durumuyla, jeopolitik konumuyla, binlerce yıllık devlet ve vakıf medeniyeti ve geleneği ile güçlü bir insanlık kültürüne sahiptir. Adalet, hukukun üstünlüğü ve insan hakları temeline dayalı sınırları 3 kıtaya yayılmış olan büyük bir Türkiye, uzun yıllar bu varlığıyla model olmuş ve bu sistemin temsilciliğini yapmıştır. Süregelen tarihi ve kültürel (temel kaynaktan neşet ederek, ideal insanlara tevarüs eden) bağları ve sahip olduğu ortak değerler manzumesinin sağladığı sorumluluklardan dolay Balkanlar, Kafkasya, Avrasya, Güney Asya, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki bütün komşu ve kardeş ülke ve devletlerle yakın ilişki ve gönül bağı içinde olmuştur. O bölgeler üzerinde söz sahibi olduğu dönemlerde de onlara adil ve akil yönetim ve insanlarla birçok hizmetler vererek bir hayır ve himmet medeniyetini geliştirmiştir. Özellikle vakıf medeniyeti anlayışı içerisinde bulunduğu bölgelerde fakir fukara, garip guraba başta olmak üzere, yaşlı ve gençlere ayırım yapmaksızın, ihtiyaç sahibi her insan için özel bir ihtimam göstermiş ve onlara çeşitli imkânlar ihdas etmiştir. Bunların arasında, yetim ve öksüzler için kurulan sayısız vakıflar ve medeniyetler teşkil edilirken, medeniyetin mantalitesinde bu müessese özel bir öneme haiz olmuştur.
Türkiye, inkıta’ ya uğramış birçok husus olmasina rağmen, tarihi misyon ve birikimlerini yarınlara taşımak durumundadır. Aynen geçmişte olduğu gibi konuya uygun, bugün için de daha büyük gayret ve hizmet verme mecburiyetindedir. Bu ”vakıf medeniyet” mefhumunu da kaldığı yerden tetiklemek mecburiyetindedir. Elbette böyle bir hizmeti verebilecek kapasiteye sahip bir millet ve ülkedir. Aynı zamanda olma durumundadır da. Bütün bunları geçmişte olduğu gibi, evrensel bilgi, ilim, irfan imtizacıyla gerçekleştirmelidir. Esasen Türkiye, uzun yıllar boyunca sağladığı bu global birikimi ve zengin her türlü temel kaynakları; Evrensel basiret, fikir, akıl, bilimsel prensip ve esasların ışığında sunmuştur. Yetiştirdiği nitelikli insanların eliyle ve görkemli bir milletin kavi gücüyle yeni imkân ve gelişmeleri tevlit edebilecek bir potansiyele de sahiptir. Bu hizmeti istikrarlı sürdürülebilir ve olgun bir şekilde verebilmenin yolu, milletimizin asırlardan beri gelen ve bilgi birikimine dayanan milli şuuru esas alınmalıdır. Bu bir yandan toplumumuza, diğer yandan da ilgili ülke toplumlarına yerleştirebilmelidir. Böyle bir Milli şuur ve aksiyon çok güçlü bir millet ve devlet olmanın, daha büyük ve müessir bir şekilde yerleşme güvencesinin de yolunu açabilir. Türkiye bölgesel bilim, kültür ve medeniyet noktasında bir güç olmanın ötesinde, bu ve benzer hizmetlerle temel bir misyon yüklenmelidir. Böylece hızla küresel bir güç olmaya götürecek stratejik bakışın ülkemize kazandırılmasını sağlanabilir. Binaenaleyh, yeniden büyük bir Türkiye’nin ilmi, kültürel ve stratejik düşünce ekolü olma hedefi bir an önce gerçekleşmese de en azından önü, hızlıca açılmaya temayül edebilir.
Stratejik derinliğine ve tarihi sorumluluğuna doğru bir yol alan Türkiye’nin ulaşmak istediği büyük devlet ideali mutlaka gerçekleşmelidir. Bu ideale ülke ve insanlarımızı taşıyacak söz konusu genç nesillerimizin yetiştirilmesi ehemdir. Yetişecek nesillerin, inançlı, insani değerlere sahip ve vatansever, kültürlü ve ilmi seviyesi yüksek, irfan sahibi, bilim ve teknolojik bilgilerle donanmış birer şahsiyet olmalarını sağlamakla mümkün olabilir. Böylece insanlığın ve milletimizin birlik, beraberlik ve huzur içerisinde, büyük Türkiye olarak kalkınmasına ve gelişmesine katkıda bulunulmuş olacağı bir realitedir.
2- TEMEL AMAÇ:
Ülke ve milletimizin, devlet olarak muasır medeniyetlerin üzerine çıkabilme iddiasının gerçekleştirilmesi temel idealidir. Bu ideali, birçok hususta olduğu gibi işte yetim, öksüz, sokakta kalmış sosyal yetim diye nitelendirdiğimiz, bu tür sahipsizlere derman olma, hizmet ve hedefleri de teyit edecektir. Böylece; milli, manevi ve moral değerlerimizi güçlendiren, teknolojide ileri gitmiş ülkeler, mutlu, müreffeh ve ileri bir toplum hedefine yönelmiş olma temayülünü de gösterecektir. Ekonomik ve teknolojik kalkınmayı sağlama yolunda, sosyal hukuk devleti ve sivil toplum prensiplerini içine sindirmelidir. Görülmeli ki evrensel hukuk ve normları, adalet, insan hakları, özgürlükleri muhtevi anayasa çerçevesinde bir Türkiye ki sahipsizlerin sahibi, güçsüzlerin hamisi olmalıdır. İşte, yukarıdaki parametreleri vazedecek ve uygulayacak, her zaman himaye edilmekle desteklenmiş bir beyaz eller, karanlıkların mum ışığı olan öksüz ve yetimler ordusunun yetiştirilmesi ile Türkiye’nin muasır medeniyet seviyesine ulaşma göstergelerinden biri olma yanı sıra, ileriye dönük uygulanabilir, akılcı ve stratejik politikalar üretilmesine de ciddi katkılarda bulunacaktır.
İşte bu düşünce ve uygulamaya yönelik yeni ve milli strateji ve politikaların üretilmesi zarureti gözükmektedir. Geleceğin Türkiye’sini yeniden şekillendirme yolunda, devleti ve halkıyla bir bütün olarak ortak akla ve kolektif sorumluluğa sahip olma mücadelesi doğrudur. Bununla beraber; Dünyanın çok önemli bir coğrafyasında bulunan Türkiye ve aynı düzlemdeki diğer bazı ülkelerin karşılaştığı hayati sorunların sağlıklı teşhis edilmesi ciddi bir meseledir. Bunların, derinlikli ve işin esasını ihata eden, kuşatıcı analiz ve değerlendirmelerde bulunulması da ciddi bir stratejidir. Yaşanan meselelerin öncelikle Türkiye çapında ve Türkiye’nin yer aldığı bölgesel koridorda karar alıcıları ve kamuoyunu bilgilendirecek nitelikte iyi okunması ve tahlil edilmesi gerekmektedir. Aynı zamanda, bunların bütün dünya tarafından doğru biçimde ve tam olarak anlaşılabilecek şekilde vaaz edilmesi de lazımdır. Bunlara katkı sağlanması için bağımsız araştırma ve geliştirme çalışmaları yapılmalıdır. Türkiye ve kardeş ülkelerin ikili, bölgesel ve çok taraflı uluslararası ilişkileri iyi bilinmelidir. Bunların arasındaki; tarihi, kültürel, siyasi, iktisadi, hukuki, sosyolojik ve jeopolitik yapıları analiz edilmelidir. Münferit; içteki siyasi, ekonomik, sos yo-kültürel problemlerine yönelik bilimsel araştırmalar, incelemeler, analizler ve değerlendirmeler iyi yapılmalıdır. Böylece gerçekçi, dinamik, kreatif, etkin çözümler ve karar seçenekleri üretmelidirler. Bütün bu aktivite ve faaliyetler bir yandan ulusal, kendi milli devlet yönetim ve politikalarıyla elbette olmalıdır. Diğer yandan da bir takım sivil toplum kuruluşları, vakıf ve cemiyetler marifetiyle yapılmalıdır. Böylece cumhurun riyasetinde geliştirilmesi de o derecede önem arz etmektedir.
Böyle bir ideali ve gayeyi gerçekleştirmek için, geleceğe yönelik olarak kısa, orta ve uzun vadeli politikalar tasarlamalıdır. Bu alanda uzmanlaşan devlet kurumları ile stratejik araştırma merkezleri ve diğer sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliğine gidilmelidir. İşbirlikleriyle birlikte milletler arası platformlarda temsil gücümüz de üretilmelidir. Böylece, toplumda yeni bir ivme kazanarak yeniden yeşeren milli ve beynelmilel bu şuur tetiklenmelidir. Bu desteklenerek, küreselleşme sürecinde öz niteliklerin korunmasında katkı sağlamalıdır.
Özellikle bu tür müessese ve vakıflar, bir ihtisas kuruluşu kimliğine sahip olmalıdırlar. Yapacakları, ciddi çalışmalarla teknik, siyasi ve toplumsal konularda söz üretebilmelidirler. Türkiye, ilgili ülkelerin müessir bir medeniyet gelecekleri açısından, bu faaliyeti yapanların menfaatlerinin korunacağı çözümler üretmelidir. Karar alıcılara destek olmak amacıyla yapılacak bu tür çalışmaların önemi inkâr edilemez. Bu vakıfların ve diğer sivil toplum kuruluşlarının yetiştirdiği bu düşünceye sahip gençler; ülkelerine sahip çıkmalıdırlar. Mesela bu günümüz de Türkiye’nin AB ile ilişkilerindeki durum gibi. Ülkemiz ve bölgemizde bu gençlerin güçlenmesiyle, kültür ve medeniyet anlamında ülkeler kalkınmasına hizmet etme görevi yerine getirilmiş olacaktır. Aynı zamanda, insanlığın ve halkımızın tüm kesimlerini kucaklayan, insan kaynağı, bilgi birikimi, düşünce üretimi ve araştırma kapasitesini kazandırmış olacaktır. Politika, strateji ve proje geliştirme potansiyelini geliştirecektir. Böylece, uluslararası ilişki, iletişim ve organizasyon becerisini en verimli biçimde değerlendirilme ve yönetme fonksiyonu da kısmen yerine getirilmiş olacaktır.
3- MİSYONU;
Bu iradenin gerçekleşmesi ve gelecek güvencesinin sağlanmasında insan unsurunun, bilhassa yüksek nüfusa sahip gençliğin önemi tartışılamaz. Özellikle bunun bir cüzü olarak da öksüz ve yetimlerin ciddi bir şekilde dikkati çekmektedir. Hele hele çocukların yetiştirilme, bakımı, korunma ve bilhassa eğitimlerinin planlanması çok ciddi bir yer tutmaktadır. Bu plânlama, öksüz ve yetim gençliğin istikrarlı, güvenli ve ekonomik geleceklerini karşılayabilir olarak ayakta durmaları için çok önemlidir. Gençliğin ve özellikle de öksüz ve yetimlerin ayakta durmalarının sağlanması, bunların kendi ülke kültür ve medeniyetlerinin kalkınma ve bekasına katkı sağlamaları, sağlayabilmeleri için çok mühimdir. Dolayısıyla ülkelerin; bu beyaz yüzlü ve mum ışığında kendilerini bulan gençlerin arasından matematik, milli edebiyat, fizik, kimya, astronomi ve tıp bilimlerinde gelişimlerini sağlamak birinci adım olmalıdır. Eş zamanlı olarak bunlar milli kültür, ilim, ekonomi, teknoloji, sosyal nitelikli kabiliyet ve liderlik vs. gibi sahalarda birikim, kazanım ve tecrübe sahibi olmalıdırlar. Böylece kuracakları medeniyetlerini muasır bilim medeniyetlerle yenilik ve gelişmelerle evrensel anlayışla asimile olmadan entegre (bütünleşmiş) bir şekilde imtizaç ettirmelidirler. Bu vesileyle de muasır ötesi daha ileri ve yükseklere taşıyacak nitelikte yetişmiş eleman olmalarını sağlayacak stratejisini kurmaları tarihi görevleridir.
Türkiye, evrensel coğrafyanın 25 ayrı yer ve topraklarında yaklaşık 200 milyon civarındaki nüfusa kardeştir veya sahiptir. Buralarda milyonlarca yetim çocuklarımız yaşamaktadır. Sadece buralardakiler değil, AB ve ABD başta olmak üzere, diğer ülkeler nezdinde bu yavrularımız hayatlarını idame ettirebilme mücadelesini vermektedirler. İşte ülkemiz yer yüzündeki bütün yetim ve sahipsiz kimsesizlere; dil, din, ırk, cinsiyet, akıl, zeka, ekonomik durumlarına, yaş ve zenginliklerine, sosyal yapılarına bakılmaksızın, kucak açmalıdır. Yeryüzünde buralarda ve ihtiyaç duyulan dünyanın her yerinde, bir türlü hayat mücadelesi veren bu gençleri tanımalı ve bilinmelidir. Bu gençlerin başta zikredilen hedef için eğitimleri olmak üzere bütün ihtiyaçlarının gereği şekilde yerine getirilmelidir. Çok önemli olan bu konular milletler üstü zeminlerde, beynelmilel bir mesele kabulüyle ele alınmalıdır. Profesyonel bir şekilde rasyonel verilerle istenilen mecraya ulaştırması gerekmektedir. Bu idealin yönlendirilmesi ve mesuliyet duygusunun tanıtılmasında dinamik reflekslerde bulunmalıdır. Balkanlar’dan Hazar Denizi ve Ortadoğu’ya kadar yeryüzünün her bölgesinde yaşayan bu insanlarımızla ilgilenme, eğitim ve iaşelerinin sağlanmasıyla yetinmeyerek ilgili gündemi tevdi edici rolün oynanması da gerekmektedir.
Türkiye’nin, bu kutsal ve ağır yükü ve vebali sürdürebilir şekilde taşıması gerekmektedir. Elbette millet iradesine, gerçek demokrasiye, adalete, hukuka, temel insan hak ve hürriyetlerine dayalı bir şekilde yapmalıdır. Bu himaye ve şev kata muhtaç olan karanlıkların ışığı, beyaz ellerin muhtevası öksüz ve yetimleri esas alan, mevcutların yanı sıra, bir sivil düşünce kuruluşunu teşkil etmek, verilecek ciddi eğitim sistem ve metotlarıyla yetiştirilmeye çalışılmanın yanı sıra ülkemize ciddi bir itibar da atfedecektir.
Bu misyonu kuvveden fiile geçirme çabasında olanlar arasında, zikredilen vizyonu geliştirmek ve günlük hayata indirgemek için vakfımızda ortaya çıkmıştır. Vakıf senedinde belirtilen hususları üstlenmeye ve bu gayeleri gerçekleştirmek için büyük bir aşk ve özveriyle, diğer benzer hizmetleri yapan, vakıf dernek, cemiyet, kanaat önderleri ve Bütün STK’larla birlikte çalışmaya karar vermiştir.
Bu nitelikte faaliyetlerde bulunan kurumlarda, üstün gayretlerle yetişecek vasıflı masum ve mazlum gençler; dünyadaki ve yurt içindeki gelişmeleri takip ederek geleceğe yönelik öngörülerde bulunabilmelidirler. Türkiye ve ilgili ülkeler ’in ikili ve çok taraflı uluslararası ilişkilerine ve güvenlik stratejilerine vâkıf olabilmelidirler. Yurt içindeki siyasi, ekonomik, teknolojik, çevresel ve sos yo-kültürel problemlere yönelik bilimsel araştırmalar yapabilecek ve çözüm üretebilecek muhakemeye sahip olmalıdırlar. Karar alıcılara milli menfaatler doğrultusunda gerçekçi, dinamik çözüm önerileri, karar seçenekleri ve politikalar sunabilmelidirler. Bu vasıflarla donanımlı ve bu şahsiyeti kazanmış olarak yetiştirilmeleri ülkeler geleceği için hayati bir önemi haizdir. Bu tür müesseseler, Milletimizin her kesiminden seçilerek gelmiş, sivil yöneticilerin bir araya gelmesiyle teşkil edilmelidir. Mesela; asker, yargı mensupları, yazar, mütefekkir ve muharrirler, strateji uzmanları ve bilim adamları, sivil toplum kuruluşu mensupları vs. Özellikle öksüz ve yetim gençlere matuf bir düşünce ve yardım kulübü, bir “think-tank” kuruluşu ihdas etmeleri bir zaruret kesp etmeliydi
Binaenaleyh, zikredilen hususlarla birlikte başta kendi meseleleri olan eğitim ve gelecek fikriyatları ele alınmalıdır. Bilhassa, bu amaçla kamu yararına olan araştırmalar yapan, projeler yürüten, tartışan, sorgulayan, gündem teklif ve tayin edebilen bir düşünce üretim kuruluşu olmalı ve bu amaçla çalışmalıdır. Böylece, uzman akademisyen “çalışma grupları” ile projeler üretip uygulayarak, rapor ve bildiriler bu gençler vasıtasıyla da yayınlanmalıdır. Kamuoyunda konu ile ilgili şuur ve duyarlılık geliştirici çalışmalar yapılmalıdır. Kamu organlarına ve özel sektöre, bilhassa kendilerini ilgilendiren hususlarda alternatif çözüm önerileri sunulabilmelidir. Bu gün gelinen noktada, vakfın bünyesinde hedeflenen böyle bir “think-tank” kuruluşu iyi bir gelişme kabul edilmelidir.
4- FONKSİYONU
Vakfın, ihtisas sahasına giren ve Türkiye’nin ve dünyanın ihtiyaç duyduğu ilgili bilgileri toplamak ve resmi ve gayri resmi kurum ve kuruluşlara, istedikleri nitelik ve nicelikte bilgiyi, bilgi yığınları içinden gerekli seçkiyi yaparak ihtiyaç sahibi müesseselere sunmak, temel meselesi olmalıdır da. Aynı çerçevede ilgi alanlarındaki spesifik bilgilerin değerlendirilmesini ve analiz edilmesini sağlama, uzmanlar ve uygulayıcılar arasındaki iletişim eksikliğini giderme, çalışma alanında gerekli nitelikli personelin yetiştirilmesi ve eğitim hizmetlerinin verilmesini sağlamak yine bu vakıf için elzemdir. Bilimsel araştırmalara dayalı muhtevaları ve ilgili bulgular ile siyaset kararları arasında bağ kurulması için araştırmalar yürütmek, özgür düşünce ve bilgi birikiminin en geniş anlamda yayılmasına yönelik konferans, açık oturum, yuvarlak masa toplantıları düzenlemek amacıyla kurulmuş bir düşünce üretim merkezine de sahip olmalıdır böyle bir vakıf. Gerektiğinde, bilhassa bu amaca yönelik üniversiteler dâhil eğitim kurumları, radyo TV gibi yayın organlarını hayata geçirmek ve yönetmek, vakıf ihtiyaçlarını gidermek için her türlü ticari faaliyetlerde bulunmak gibi alanların da ihmal edilmemesi gerekmektedir. Tüm dost ve müdavimlerini bünyesinde toplama, üyeler arasında dayanışma ve dostluk duygularını geliştirme faaliyetlerinin yanı sıra, eğitim ve staj programları, kurslar ve konferanslar düzenleme gibi faaliyetlerle bilgi birikim ve performanslarını azami ölçüde ülke ve toplum yararına sunma amacı taşıyan bir düşünce kuruluşu olmalıdır bu vakıf. Bu maksatla, yeni olan her şeyin yolunu açma şiarıyla; her türlü kapalı, açık toplantılar, çalış taylar, seminerler ve diğer benzeri her türlü çalışma ve faaliyetleri düzenlemeyi ve amacına uygun itibar sahibi bir platform olmaya katkı sağlayacak yayınları hazırlamayı da ihmal etmemelidir.
- SONUÇ:
Böyle, tüm tomurcuk lale ve karanfil yapılı beyaz elli yavruları (Öksüzler, Yetimler ve sosyal yetimler) Koruma, Kollama, Dayanışma amaçlı yardımlaşma ve Stratejik Düşünce Vakfı, bütün dünyadaki yetim ve öksüz çocukların; başta eğitim olmak üzere her türlü meselelerine sahip çıkmayı düstur edinmelidir. Bunların, dini ve sos yo-kültürel gelişmelerini yakından izleme ve en üst düzeyde eğitimlerini, temel görev kabul etmelidir. İlgili ve konjektürel önem arz eden konularda araştırmalarda bulunma, uluslararası her türlü gelişmeleri inceleme hususları temel hedefleri arasında olmalıdır. Çeşitli konularda akademik ve bilimsel değerlendirmelerde bulunma, farklı kaynaklardan elde edilen bulgu ile bağımsız ve tarafsız görüşleri gündeme getirme, kamuoyunu aydınlatmaya yardımcı çalışmaları organize ve kontrol etme de amaçları arasında önemli bir yer almalıdır. 19.05.2014 son değişiklik yapıldı. Y. ç.